top of page

Faizi Aşan Enflasyon Farkı: Munzam Zarar

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Furkan Mert Özkaynak
    Av. Furkan Mert Özkaynak
  • 11 Şub
  • 5 dakikada okunur

Kısaltmalar

Kısaltmalar

Açıklama

TBK

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

Faiz Kanunu

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun

md.

madde

TÜFE

Tüketici Fiyat Endeksi

TTK

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

AYM

Anayasa Mahkemesi

GK

AYM Genel Kurulu

B.

Başvuru

T.

Karar Tarihi

Anayasa

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Giriş

Kural olarak, ödemesi geciken para alacağı enflasyona karşı temerrüt faizi ile korunur. Ancak, özellikle enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde temerrüt faizi geciken alacağı korumaya yetmeyebilir ve zaman içinde ilgili alacak deyim yerindeyse pul olabilir. Bu noktada, alacağın enflasyona karşı etkili bir şekilde korunabilmesi için munzam zarar talepleri ileri sürülebilir.

İşte bu yazımızda, temerrüt faizinin hangi durumlarda ve neden alacağı korumaya yetmeyeceği; munzam zarar taleplerinin konuyu nasıl çözebileceği; ve son olarak konuya ilişkin yargı kararları incelenecektir.

Sorun: Temerrüt Faizinin Enflasyona Karşı Yetersiz Kalması

Temerrüt, kural olarak, sözleşmelerde vade tarihinin geçirilmesiyle, haksız fiillerde ise olay tarihinde gerçekleştir. Temerrüt faizi oranı, aksine sözleşme yapılmaması halinde Faiz Kanununa göre belirlenir (TBK 120/1). Faiz Kanunu ticari işler ile ticari olmayan (adi) işlere ilişkin olarak farklı faiz oranları öngörür. Yıllar içerisinde gerek adi gerek ticari işlere ilişkin yasal temerrüt faizleri enflasyon oranları gibi değişmiştir. Aşağıdaki Tablo 1 ve Şema 1’de 2000 yılından beri Türkiye’deki yasal temerrüt faiz oranları ile dönemin enflasyon (TÜFE) farkları karşılaştırılmıştır:

Aşağıdaki grafiğe esas teşkil eden Tablo 1 [8]

Dönemler

TÜFE Oranı (Yıllık Bazda)[1] [2]

Adi Faiz

Ticari Faiz

[3]

Enflasyon Farkı (Reel Adi Faiz)

Enflasyon Farkı (Reel Ticari Faiz)

2000

39

60

70

21

31

2001

68,5

60

70

-8,5

1,5

2002 (Ocak-Haziran)

29,7

60

70

30,3

40,3

2002 (Temmuz-Aralık)

29,7

55

64

25,3

34,3

2003 (Ocak-Haziran)

18,4

55

64

36,6

45,6

2003 (Temmuz-Aralık)

18,4

50

57

31,6

38,6

2004 (Ocak-Haziran)

9,3

43

48

33,7

38,7

2004 (Temmuz-Aralık)

9,3

38

42

28,7

32,7

2005 (Ocak-Nisan)

7,72

38

42 [4]

30,28

34,28

2005 (Mayıs-Aralık)

7,72

12

30 [5]

4,28

22,28

2006

9,65

9

25

-0,65

15,35

2007

8,39

9

29

0,61

20,61

2008

10,06

9

27

-1,06

16,94

2009 (Ocak-Haziran)

6,53

9

27

2,47

20,47

2009 (Temmuz-Aralık)

6,53

9

19

2,47

12,47

2010

6,4

9

16

2,6

9,6

2011

10,45

9

15

-1,45

4,55

2012

6,16

9

17,75

2,84

11,59

2013

7,40

9

13,75

1,6

6,35

2014

8,17

9

11,75

0,83

3,58

2015

8,81

9

10,5

0,19

1,69

2016

8,53

9

10,5

0,47

1,97

2017

11,92

9

9,75

-2,92

-2,17

2018 (Ocak-Haziran)

20,30

9

9,75

-11,3

-10,55

2018 (Temmuz-Aralık)

20,30

9

19,50

-11,3

-0,8

2019

11,84

9

19,50

-2,84

7,66

2020

14,60

9

13,75

-5,6

-0,85

2021

36,08

9

16,75

-27,08

-19,33

2022

64,27

9

15,75

-55,27

-48,52

2023 (Ocak-Haziran)

64,77

9

10,75

-55,77

-54,02

2023 (Temmuz-Aralık)

64,77

9

16,75

-55,77

-48,02

2024 (Ocak-Mayıs)

44,38

9

44,25 [6]

-35,38

-0,13

2024 (Mayıs-Aralık)

44,38

24

51,75 [7]

-20,38

7,37

2025 (Ocak-Haziran)

30,89

24

49,25

-6,89

18,36

2025 (Temmuz-Aralık)

30,89

24

44,25

-6,89

13,36

Reel Temerrüt Faizi Karşılaştıma Grafiği (2000-2025)

Grafik 1

Yukarıdaki Tablo 1 ve Şema 1 incelendiğinde şu sonuçlara varılmaktadır:

  • Ticari temerrüt faizi, neredeyse her dönemde adi temerrüt faizinin üzerinde yer almıştır.

  • Genellikle, adi ve ticari temerrüt faiz oranları birbirlerini izlemişlerdir.

  • Türkiye’de genellikle yasal temerrüt faizi oranları 2000 yılından beri enflasyonun üzerinde yer almıştır.

  • Ancak, özellikle 2017 yılından sonra günümüze kadar gelinen süreçte yasal temerrüt faizi oranlarının enflasyonun altında kaldığı görülmektedir.

Sonuç olarak, Türkiye’deki yasal temerrüt faizi oranları genel olarak 8 yıldır gibi uzun bir süredir enflasyona yenik düşmektedir. Reel yasal faiz oranlarının negatif olması kötüniyetli borçluların alacaklarını geciktirmek suretiyle dolaylı finansman yaratmalarını teşvik etmektedir.

Örnek Senaryo: Vadesi 1 Ocak 2021 olan 100.000 TL ticari alacağın ödemesi, 3 yıl geciktirilmiş olsaydı (örneğin, alacağa ilişkin gerçekleştirilen hukuki süreç boyunca), 1 Ocak 2024 tarihinde %46,27 yasal ticari faizi ile birlikte ödenecek tutar 146.274,66 TL olacaktı. Halbuki, aynı dönemdeki TÜFE oranı %286.52 olup, temerrüt faizi en azından enflasyon oranı ile sabit olsaydı ödenecek tutar 386.522,50 TL olması gerekecekti. Örnekteki alacaklı sırf borçlunun alacağını vadesinde ödememiş olması neticesinde 240.247,84 TL zarara girmektedir ve bu şekilde de alacağın reel değeri %62 erimiş olmaktadır.

Görülmektedir ki, yasal temerrüt faizinin enflasyonun bu kadar altında olması ve bu durumun 8 yıl gibi uzun bir süredir devam ediyor oluşu uygulamada borçluları borçlarını zamanında ödememeye, alacaklıların da ya paralarının pul olduğunu izlemeye ya da baştan hiç işlem yapmamaya itmektedir. Bu durum ise ticari hayatı ve de ekonomiyi zayıflatmaktadır.

Çözüm: Munzam (Aşkın) Zarar

TBK md. 122, “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.” hükmüne haizdir. Hükümde ifade edilen zarara munzam zarar denmektedir. En önemli munzam zarar hallerinden biri alacağın enflasyon nedeniyle temerrüt faizinin üzerinde değer kaybetmesi halidir.

Konuya İlişkin Mahkeme Kararları

Bu müessese çeşitli yargı kararlarında tartışma konusu olmuştur. Yargıtay’ın konuya ilişkin içtihadı genel olarak karışıktır. Bazı kararlarda enflasyonun temerrüt faizini aşmasını tek başına munzam zararın ispatı için yeterli olmadığına, bazı kararlarda ise yeterli olacağına hükmedilmiştir.

Bununla birlikte, AYM tarafından 2017 yılında verilmiş bir kararda şu ifadeler yer almıştır:

AYM, GK, B. 2014/2267 T. 21.12.2017

81. Sonuç olarak başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği kanaatine varılmıştır. Bu tespite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu değerlendirilmiştir.

82. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

AYM tarafından pilot karar ilan edilen 29.09.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08.07.2025 tarih 2024/41763 B. Numaralı Caner Şafak kararında alacakların yüksek enflasyon karşısında reel olarak erimesini Anayasanın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkını ihlal ettiğini vurgulamıştır. Aynı kararda yasal temerrüt faizi ve munzam zarara ilişkin müesseselerin alacaklıların mülkiyet haklarını etkili şekilde koruyamadığı ve bu sebeple Anayasa'nın 35. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği vurgulanmıştır.

Aynı husus, Faiz Kanunun 1. maddesini kısmen iptaline yönelik olan bir başka kararda da şu şekilde ifade edilmiştir:

AYM, GK, E. 2024/24 K. 2025/164, T. 22.7.2025

31. Bu durumda kuralla borcun geç ödenmesi nedeniyle belli bir oranda faiz ödenmesi öngörülmekle birlikte paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi etmek amacıyla enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğramadan ödenmesini sağlayacak mekanizmaların öngörülmediği, hukuk sisteminde alacağın enflasyon karşısında değer kaybının önlenmesi için etkili bir hukuk yolunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

32. Bu itibarla kural, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturmaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. (AYM, GK, E. 2024/24 K. 2025/164, T. 22.7.2025)

Sonuç

Türkiye’de yasal temerrüt faizi ile enflasyon arasında yıllardır var olan uçurum, alacakları reel olarak pula çevirmekte olup; borçluların borçlarını zamanında ödememesini teşvik etmektedir.  Temerrüt faizi ile alacağını koruyamayan alacaklılar munzam zarar talepleri ileri sürmek suretiyle zararlarını giderebilmektedirler. Bununla birlikte, yakın tarihli iki AYM kararı ilerleyen süreçte munzam zarardan daha etkili başvuru yollarına da ihtiyacımız olduğunu bize göstermektedir.



[1] Oranlar yıllık bazda dikkate alınmış olup, faiz oranlarının yıl ortasında değiştirilmiş olduğu dönemlerdeki hesaplar kesin değildir.

[3] Tedarik sözleşmelerine ilişkin ticari yasal temerrüt faizi oranı farklıdır, bu çalışmada incelenmemiştir (TTK 1530/7).

[4] Ticari faiz için değişiklik 2005 Haziran’da yapılmıştır.

[5] Ticari faiz için değişiklik 2005 Temmuz’da yapılmıştır.

[6] Ticari faiz için değişiklik 2024 Haziran’da yapılmıştır.

[7] Ticari faiz için değişiklik 2024 Temmuz’da yapılmıştır.

[8] Tablo 1 yalnızca yasal temerrüt faizinin belirli dönemlerde enflasyonun altında kalabileceğini göstermek için hazırlanmıştır. Kesin temerrüt faizi hesabında kullanılamaz.

bottom of page